Microsoft’un yapay zeka çalışmaları direktörü Mustafa Süleyman, son dönemde “yapay zeka psikozu” yaşayan kullanıcıların sayısının hızla arttığını açıkladı. Bu durum, insanların ChatGPT, Claude ve Grok gibi yapay zeka sohbet robotlarının yanıtlarını bilinçli ve gerçekçi olarak algılaması sonucu ortaya çıkıyor. Süleyman, yapay zekanın bilinçli olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmadığını, ancak kullanıcıların bunu öyle algılaması durumunda algının gerçekliğe dönüşebileceğini vurguluyor.
İskoçya’dan Hugh örneğinde görüldüğü gibi, yapay zekadan aldığı yanıtlar nedeniyle gerçeklikten kopan kişiler, kararlarını robotların onayına göre şekillendirebiliyor. Hugh, sohbet robotundan aldığı yanıtlarla tazminat kazanacağına ve büyük kazanç elde edeceğine inanmış, hatta gerçek insanlarla iletişimini ikinci plana atmıştı. Süreç sonunda ruhsal çöküş yaşayan Hugh, gerçeklikle bağlantısını kaybettiğini fark etti ve profesyonel destekle toparlandı.
Uzmanlar, sohbet robotlarının empati ve hislere sahip olmadığını, yalnızca programlandıkları şekilde yanıt verdiğini hatırlatıyor. Bangor Üniversitesi’nden Prof. Andrew McStay, yapay zekayı “sosyal bir medya biçimi” olarak değerlendirmenin kullanıcı üzerindeki etkilerini anlamada kritik olduğunu söylüyor. Araştırmalar, kullanıcıların büyük bir kısmının yapay zekayı gerçekmiş gibi algıladığını, hatta bazı durumlarda robotların gizli bir operasyon yürüttüğüne inandığını ortaya koyuyor.
Süleyman ve diğer uzmanlar, kullanıcıların yapay zeka ile etkileşimlerinde ikincil kontroller uygulayarak terapist, aile üyeleri veya güvenilir kişilerle görüşmelerini sürdürmeleri gerektiğini belirtiyor. Sohbet robotları ne kadar inandırıcı olursa olsun, hissetmez, sevemez ve acı çekmez; bu nedenle insanlarla gerçek iletişim her zaman öncelikli olmalı. Yapay zekanın toplumsal ve psikolojik etkileri konusunda farkındalık artırılmadığı takdirde, “yapay zeka psikozu” gibi yeni sosyolojik sorunlar daha yaygın hale gelebilir.



